AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Bir Şiir ve Hikayesi: MonarozA

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
soner



Mesaj Sayısı : 3323
Kayıt tarihi : 31/05/10

MesajKonu: Bir Şiir ve Hikayesi: MonarozA   Ptsi Tem. 26, 2010 7:16 pm

Bir Şiir ve Hikayesi: MonarozA
Bu şiirle sanırım 1998 yılında Kahraman Maraş'ta tanışmıştım. Ders fotokopilerini çoğaltmak için üniversitenin karşısındaki kırtasiyeye gidip fotokopi için sıra beklerken rastlamıştım. Tek sayfalık bir kağıttı. Normal beyaz bir fotokopi kağıdına değil yeşil renkli bir kağıtla çoğaltılıyordu. Fotokopinin ortasında bir gül vardı şiirin tam ortasında. Ve başlığı; «Bir şiir ve Hikayesi: Mona Roza.»

Bir fotokopi de ben ricâ ettikten sonra eve döndüm. O zamanlar tek kaldığım bekar evi, Hacı Divanlı mahallesinde ve kendi "Mona Roza"mın evinin az ötesindeydi. Şiirin hikâyesindeki gibi az-çok. Evde, o şiiri okuduktan sonra şiire âşık oldum. Hem şiire, hem de şiirin hikâyesine. Herkesin özel bir şarkısı ya da özel bir şiiri vardır, içinde kendinden de bir parça bulduğu... Çünkü şiir, mânâsını okuyucunun verdiği şiirdir ve kastedilen mânâ, hep şâîrin karnında saklıdır. Benim de bu oldu. O gün 14 kıtayı da nakış nakış kafama nakşettim. «Birgün, gözlerimin içine bak, anlarsın ölüler niçin yaşarmış»ı, «En güzel şarkıyı bir kurşun söyler»i, aşkına karşılık bekleyen «muhâcîr kızı»nı.

Bu şiirle herhalde şiirdeki "imge" ve "imaj" anlayışım da kökünden değişmiştir. Üstâdın bütün şiir kitaplarını almaya başladım. Kesmedi, metafizik konularda olan diğer kitaplarını da. Hiçbirinde bu şiir, yoktu. Zaten, bu şiirin en çekici tarafı da buydu: "Yitik" bir sırdı. Öyle ki kıskanırdık bütün şiir severler söz birliği etmiş gibi bu saklı sırrı ifşâ etmekten. Belki bencilce bir duyguydu, ama tatlı bir bencillik sanırım.

Birgün, Trabzon Caddesi'nin sonundaki kitapçıda bilmem hangi yeni kitaplar çıkmış diye karıştırırken Zafer de (Sınıfın üç radikalinden ikincisi.) üst kata geldi: «Babo, bak senin Karakoç, kitap haline getirmiş Mona Roza'yı...» diye. Sanırım, büyük bir hayâl kırıklığına uğramışımdır o gün. Hani, saklı bir sırrın artık sır değil, herkesin bildiği bir şeye dönüşmesi gibi... Elbette ki, bu üstâdın karârıdır; saygı duymaktan başka elimizden bir şey gelmezdi. Ama biz "Mona Roza Tutkunları"nın da içlerindeki bu büyü, o an yok olmuştu. Tabii daima bizim için hep o "özel" olma yerini kaybetmeden...

«bir monarosa ölmeli ki
taze kan bulmalı aşk
ve yırtılmalı rûhumun gökyüzü
çığlığım korkutmalı seni

adını denizlere yazmazsam
görmesem gözlerini her gün bir kere
biliyorsun ki..
biliyorsun ki..» (Akhe)


Akhe.

Bir Şiir ve Hikâyesi: MonarozA
Bu okuduğunuz şiir, "MonarozA" kitabının "Aşk ve Çileler" kısmıdır. "MonarozA" şiiri, Sezâî Karakoç'un Siyâsâl Bilgiler Fakültesi'nde yazdığı şâirlik mâcerasını başlatan şiirdir. Şekil itibariyle akrostiştir. Kıtaların ilk harfleri, "Muazzez Akkaya" ismini gizlemiştir.

Muazzez Hanım, Sezâî Karakoç'un sınıf arkadaşıdır. Memleketi, Adapazarı'na bağlı Geyve ilçesidir. Sezâî Karakoç, gizliden gizliye bu kızı sevmektedir. Yalnız fizîkî yönden kusurları bulunduğu için açılmaktan çekinir. Daha sonra çekingenliğini yenip duygularını açıklar. Fakat reddedilir. Sezâî Karakoç, II. sınıfın yaz tatilinde Muazzez Hanım'ın peşinden Geyve'ye gider ve yaklaşık bir ay, evlerinin karşısındaki meyve bahçesinde ikâmet eder. Bu süre içerisinde gizlice Muazzez Hanım'ı seyreder. Bu şiir de ilk şekliyle o bahçede yazılmaya başlanmıştır. Nitekim şiirde, bahçenin tasvirlerinin bulunduğu bâzı kısımlar vardır.

Sezâî Karakoç, bu şiiri arkadaşlarının isteği üzerine mezûniyet gecesinde okur. Salonda bir alkış tûfanı kopar. Arkadaşlarının ikinci bir ısrârıyla şiiri tekrar okur. Arkadaşları, hocaları vâsıtasıyla şiiri üçüncü defa okuması için Sezâî Karakoç'u iknâ ederler. Sezâî Karakoç, şiiri okurken Muazzez Hanım, sahneye çıkarak Sezâî Karakoç'tan özür diler ve kendini kabul etmesini ister. Sezâî Karakoç, sadece «Hayır» cevâbını verir. Bunun üzerine Muazzem Hanım, intihâr eder. Sezâî Karakoç da bu anıyı unutamayıp hiç evlenmez.

Bu şiirin kitap hâlinde basılmış şekli yoktur. Bunu Sezâî Karakoç, kendisi istememiştir. Yalnız bir nüshâsını bir dostuna vermiş, o da fotokopi şeklinde çoğaltıp dağıtmıştır. Bu fotokopi şeklindeki nüshâlar, elden ele dolaşmaktadır. Bu şiir, artık destân hâline dönüşmüştür.

MonarozA
Sezâî Karakoç
Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak.
Kanadı kırık kuş merhamet ister.
Ah senin yüzünden kana batacak.
Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.

Ulur aya karşı kirli çakallar,
Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa.
Mona Rosa bugün bende bir hal var.
Yağmur iri iri düşer toprağa,
Ulur aya karşı kirli çakallar.

Açma pencereni perdeleri çek,
Mona Rosa seni görmemeliyim.
Bir bakışın ölmem için yetecek.
Anla Mona Rosa ben bir deliyim.
Açma pencereni perdeleri çek.

Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi,
Bende çıkar güneş aydınlığına.
Bir nişan yüzüğü bir kapı sesi.
Seni hatırlatır her zaman bana.
Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi.

Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur.
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar,
Işıksız ruhumu sallar da durur.
Zambaklar en ıssız yerlerde açar.

Ellerin, ellerin ve parmakların
Bir nar çiçeğini eziyor gibi.
Ellerinden belli olur bir kadın,
Denizin dibinde geziyor gibi.
Ellerin, ellerin ve parmakların.

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona.
Saat onikidir söndü lambalar
Uyu da turnalar girsin rüyana,
Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar.
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona.

Akşamları gelir incir kuşları,
Konarlar bahçemin incirlerine.
Kiminin rengi ak kiminin sarı.
Ah beni vursalar bir kuş yerine.
Akşamları gelir incir kuşları.

Ki ben Mona Rosa bulurum seni
İncir kuşlarının bakışlarında.
Hayatla doldurur bu boş yelkeni.
O masum bakışların su kenarında.
Ki ben Mona Rosa bulurum seni.

Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.
Henüz dinlemedin benden türküler.
Benim aşkım uymaz öyle her saza.
En güzel şarkıyı bir kurşun söyler.
Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.

Artık inan bana muhacir kızı,
Dinle ve kabul et itirafımı.
Bir soğuk, bir mavi, bir garip sızı
Alev alev sardı her tarafımı.
Artık inan bana muhacir kızı.

Yağmurdan sonra büyürmüş başak,
Meyvalar sabırla olgunlaşırmış.
Birgün gözlerimin ta içine bak
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış.
Yağmurdan sonra büyürmüş başak.

Altın bilezikler o kokulu ten
Cevap versin bu kuş tüyüne.
Bir tüy ki can verir gülümsesen,
Bir tüy ki kapalı geceye güne.
Altın bilezikler o kokulu ten.

Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak.
Kanadı kırık kuş merhamet ister,
Ah senin yüzünden kana batacak.
Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Bir Şiir ve Hikayesi: MonarozA
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Bilgi Köşesi :: Edebiyat-
Buraya geçin: