AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Efendimiz (sav) e şiirler

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Enes Okay



Mesaj Sayısı : 878
Kayıt tarihi : 12/05/10

MesajKonu: Efendimiz (sav) e şiirler   Perş. Tem. 29, 2010 9:13 am

Efendimiz (sav) e şiirler

EFENDİM



Ayrılık yeli esti, bir kül gibi savrulduk,

Bitsin artık bu çile, medet senden efendim!

Hasret ateşi ile yana yana kavrulduk,

Bitsin artık bu çile, medet senden efendim!



Dağlarda, kar fırtına, bize geçit vermiyor,

Kalbimizdeki yangın artıyor, hiç sönmüyor,

Gözyaşları akıyor, gece gündüz dinmiyor,

Bitsin artık bu çile, medet senden efendim!



Gökte uçan kuşlardan sizden haber sorarız,

Unutmamız imkânsız, yerde gökte ararız,

Kavuşabilmek için, ne hayaller kurarız,

Bitsin artık bu çile, medet senden efendim!



Alışamadık gitti, kahrı zor şu gurbete,

Seven nasıl dayanır uzayan bu hasrete,

Yine kavuşur muyuz o hikmetli sohbete,

Bitsin artık bu çile, medet senden efendim!



Kapınızda bulunmak, ne büyük saadettir,

O kapıda bekçilik, elbette maharettir,

Sizden ayrı kalmaksa, görülmez felakettir,

Ayrılık bitsin artık, medet senden efendim!



Ey gönüller sultanı, başımıza bir taçsın,

İhsanın bol herkese, meyveli bir ağaçsın,

Hasta ruhlara derman, derdimize ilaçsın,

Bitsin artık bu çile, medet senden efendim!



En sağlam dayanağa, sırtımızı dayarız,

Desteğiniz olmasa, ayak sürçer kayarız,

Sizi bir an görmeyi, ömre bedel sayarız,

Bitsin artık bu çile, medet senden efendim!




Zeki Karaca - Ankara



-----------------------------------------------------------------------------------------------------



BEKLEMEK İNTİZARIMDIR SEVGİLİ!

Kapatıp gözlerimi sensizliği yazıyorum ezberden, gökler sağnak sağnak yalnızlık yağdırırken üstüme, ben içimde bulutlar biriktiriyorum müzmin kavgalarıma...
Sana kavgalar büyütüyorum İstanbul, boşalan sevda sokaklarında...
Sana kahırlar biriktiriyorum İstanbul, bir ah'la devriliyor üstüme hasret kentleri...
Çilesi hayat olan bir cezayı çekiyorum müebbet, söylesene ne zaman çıkar af ölüme?
Sana bestelediğim şarkılar hala hüzzam, içimi döktüğüm denizler hala hırçın...

Her gece yastığıma biriken gözyaşlarımı "bu son yağmurumdu yokluğunun çorak toprağına rahmet diye inen" diyerek doğan güneşe asarken bedbin bir kahır oluyor umut...
Son kez bakar gibi baksam da sokaklarına, biliyorum yeniden yazılacak kaderim yollarına...


Şimdi cümle cümle yokluğunu yazıyorum, kahırdan pas tutmuş yüreğime...
Yaramaz bir çocuk oluyor kalbim...
Laf anlamıyor...
Yoktan anlamıyor bir türlü...
Lisanım lâl kalıyor adından başkasına, kelimeler acıya çalıyor...
Olmuyor sensiz...
Sensizliğin ötesi bensizliğe çıkıyor!

Silindi hafızamdan artık seni olmayan cümleler...
Sensizliğime inat senli cümleleri miğfer yapıyorum hayata...
Kan kaybeden yaram "zaman" şimdilerde...

Şimdilerde;
küskün papatya kırılganlığıyla bakıyorum bahara, boynu bükük, kırgın, zavallı...
Anla ki; hala küskünüm yokluğuna...
Anlaki hala kabuk bağlamadı yaran!!
Oluk oluk kahır damlıyor yaralarımdan, dönüşü olmayan bir uçuruma sürükleniyor yokluğun...

Bilmiyorum, şimdi hangi satıra gizlenir aşikar öfkeler?
Ben öfkeden kalkan yumruklarda gizliyorum seni...
Öyle yakışıyorki adın isyanıma... "Davam" diyorum sana...
Kavgama en çok yakışansın sen...
Acıyı AŞK diye kalbime hapsedensin...
Bu yüzdendir sevdanı dava yapışım, bu yüzdendir davamın kavgalarında kalbimden dağlanışım!!!

Bahar geldi diyor pencereye konan kuşlar...
Oysa ben hala baharı bekliyorum... B
ir gülüşün narin kıvrımında doğan güneşimi, parlayan gözlerinde topladığım demet demet kır çiçeklerimi, gülüşünle yeşeren umudumu bekliyorum...
Dört yanım dört duvar, dört yanım dört durak olmuş beklenen herşeye...

Yar! Ya gel şirinim ol sevdanı sal yüreğime, yada git en güzel şiirim kal kalemimde...
Yeterki bekletme umudumu hayatın buruk kelimelerinde..

Dört yanımı saran bu bekleyişlerimden alıp kendimi beklentisiz yarınlara adıyorum..
Saçma sapan bir hayatın orta yerinde içimdeki mahşer kalabalığında kaybolmamak adına, dilsiz suskunluklar biçtim lisanıma...
Sağır bir yalnızlık, anlamsız sensizliğimle yaşadığımdan çok yaşlanıyorum...
Aynalar neden bu kadar acımasız, neden bu kadar gaddar?
Çocuksu gülüşümü, masum bakışımı silip attı yüzünden umursamazca...
Oysa ben her sabah aynaya baktığımda çocuk gülüşlerimi biriktiriyordum yarınlarıma titiz bir itinayla...
Oysa ben her sabah aynaya baktığımda gözlerimde biraz sen biriktiriyordum birgün gözlerimdeki boşluğu doldurman umuduyla...
Şimdi gözüm sensizliğin yangınlarında yanıyor kör olurcasına...
Bu sefer kötü yandım, ateşle oynadım...
Seyri firur etmenin zamanı geldi artık, senin olmadığın bu içimden çekip gitmenin zamanı geldi...

La mekan gönlüme ansızın giren bu beklenmedik sende kim?
Bil ki yaşanılası değildir ömrüm, ömrüm yaşanmamışlıkların enkazıdır...
Ömrüm hayali korkunç ütopyaların masum kurbanıdır...
Demek geldin...
Geldin de.. Yaşamı hayata teğet geçen, bu ölüm kokan gönülde, enkazımın ağır olduğunu hesaba katmadan mı geldin...
Şimdi mekansızlığımamı, gelişinin hesapsızlığınamı, geldiğin gibi gidecek oluşunamı yanmalıyım?
Şimdi bu gelişini yoksa gelmemişmi saymalıyım?
Senli uykularımda cennet yeşili baharı görüyorum rüyalarımda, gözlerimi emanet bırakıyorum gelmeyecek yarınlarıma, uyusamda seni görüyorum, uyansamda!
Gelsemde uzaksın, hayat denen zindanımda kalsamda!
Ey yar... Bu dünyada sen arafsın bana...

Şimdi verip aşkı aşksızlık yangınına, gidiyorum sevdasız yamaçlara, hayatla kardeş oldumya, bütün aşklar haram bana...


----------------------------------------------------------------------------------------------------------------


YÜREGİMİZE GEL YA MUHAMMED

Sadece benim yüreğim değil,tüm yürekler senin sevgi yağmurlarına muhtaç
Efendim!Küçük elleri büyük yürekleriyle,ebabiller gibi zulmün üstüne taş
olup yağan,Filistinli çocuğun kalbine de yağdır sevgi yağmurunu sağanak
sağanak..

Sadece inancını yaşamak,iffetin timsali örtüsüyle toplum sahnesine çıkmak
istediği için,alay edilen,dışlanan ve yok edilmeye çalışılan Zeynep’lerin
yüreğine de yağ ey Nebi!!Yağ ki;bu sevgi yağmurları onlara direnme gücü
versin .Her türlü zulme rağmen ,sevgiyle ve güler yüzle bu kutlu dava
yolunda yürüme azmi versin….

ZALİMLERİN YÜREĞİNE DE YAĞ EY NEBİ!!!!!!

Gerçi onların yürekleri taş,beyinleri taş,ruhları hep taş ama;Hz. Ömer’in ve
Hz. Halit’in taşlaşmış gönüllerinde bile iman tohumlarını yeşerten Mevla’m,
belki onlardan da yeni Ömer’ler yeni Halit’ler yeni Vahşi’ler çıkartır.Eğer
hidayet nasipleri değilse,eğer iman tohumları yeşermeyecek kadar kalpleri
taşlaşmışsa,onların üzerlerine azap olup yağ ey Nebi,tıpkı Bedir’de Ebu
Cehil’lerin üzerine yağdığın gibi……



Bütün bunlardan sonra yine banagel!Şu günahkar,şu katı kalbime, sevgine
muhtaç,aşkına susamış yüreğime gir ya MUHAMMED!!Ay’ı böldüğün gibi yüreğimi
de aşkınla ikiye böl!Bir tarafında EN BÜYÜK SEVGİLİ taht kursun en
zirveye,bir tarafında sen kur saltanatını Ey Nazlı Sultan!

İbrahim’in
baltasını al eline ve kır yüreğimdeki bütünputları.Musa’nın elini getir
yüreğime ve aydınlat yüreğimi.Musa’nın asasını vur gönlüme!Böl yürek
denizimi ikiye ve EN BÜYÜK SEVGİLİ’ NİN sevgisiyle senin sevgin,el ele
geçsin yüreğimin en derinine ve en zirvesine giden yoldan ve sonra kapansın
yürek denizim, firavunî sevgiler boğulsun iman denizlerimin dalgalarında.

Gel
yüreğime ya MUHAMMED!Yüreğim;hicretinden önceki Medine gibi seni
bekliyor.Yüreğime hicret etya MUHAMMED!Gel ve mescidini kur
gönlüme..Münafıklığı ve küfrü kov kalbimden..Ve iman devletini kur
yüreğime…

Yüreğime gel ya MUHAMMED!Misafirlerin en azizi,en güzeli!En mübareği ve en
mukaddesi!Misafirlerin gülü,en güler yüzlüsü,en güldüren yüzlüsü,güllerin
kendisinden güzellik ve ilham aldığı,gül yüzlü ve gül yürekli Nebi!!!

Gel ve
gülle donat kalbimi!Gel ve nurunla doldur,gel ve sevginle kandır, gel ve
aşkınla yandır yüreğimi!Sensiz ana babasını kaybetmiş gözü yaşlı,kalbi
yaralı bir yetimim ey Nebi!Gel ve sevindir beni,okşa saçlarımı,al
gönlümü.Tut ki;erken yitirdiğin Kasım’ınım,doyamadığın Abdullah’ınım.Tut ki;
canının goncası torunun Hüseyin’im.Şefkatinle sar beni,muhabbetinle kuşat
beni ey Nebi…

Yüreğime gel ya MUHAMMED!Yüreğim şimdi Mescidi Aksa…Filistinli çocuklar
koşuyor yüreğimin bulvarlarında..Kimisi babasını arıyor gözü yaşlı, kimisi
oyun yerine taş atıyor zulmün beynine,kimisi küçük bedenine gelinlik
yerine,damatlık yerine bombalar kuşanmış yürüyor küfrün kalbine. Şehadetin
gururu ve ay yüzlerinde…

Ve Ümmetin boynu bükük, ümmetin diz çökmüş yüreğimde. Haydi! Yüreğime gel ey
Nebi!Cebrail’le,Burak’la gel!Ve imanı yaralanmış,izzeti paralanmış,namusu
ayaklar altına alınmış,her cephede yenik düşmüş ümmetinin yüreğini sevgi
yağmurlarınla yıka ve çıkar miraca!!!!!


---------------------------------------------------------------------------------------------------




Kutlu Doğum Haftası

Nur oldu; nurdan oldu;
Kutlu doğum haftası…
Ol fahri cihan oldu,…
Müminlere sefası,
Kutlu, Doğum haftası…

Kalplere dolan nurun,
Etrafında oturun,
Allaha zikre durun,
Gayri yoktur dahası,
Kutlu, doğum haftası…

Âlemlerin sahibi,
Ol Muhammet Habipi,
Yeniden doğmuş gibi,
İnsanlığın en hası,
Kutlu, doğum haftası…

İnananlar saf tutun,
O nur olsun tek sütün,
Vahdet ile bir bütün
Muhammed Mustafa sı
Kutlu, doğum haftası…

Yeri, göğü yaratan,
Doğ ,diyince doğar tan
Âlemlere renk katan,
Şahlara kul yaftası,
Kutlu, doğum haftası…

Müminlere şen ola,
Gülleri Gülşen ola,
Gönüllere pusula,
Yüreklerin taftası,
Kutlu, doğum haftası…


Dr.Gürsoy SOLMAZ
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Efendimiz (sav) e şiirler
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Bilgi Köşesi :: İslamiyet :: H.z Muhammed (S.A.V) Hakkında-
Buraya geçin: