AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Minik Bir Yüreğin Peygamber Sevgisi

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Enes Okay



Mesaj Sayısı : 878
Kayıt tarihi : 12/05/10

MesajKonu: Minik Bir Yüreğin Peygamber Sevgisi    Perş. Tem. 29, 2010 9:23 am

Minik Bir Yüreğin Peygamber Sevgisi
(Medine de bir şirkette
elektrik teknisyeni olarak çalışan Allah dostu ve peygamber aşığı bir kardeşimiz işin son günü sabah mesaisinde kendisine verilen teknik görevi tamamlayıp ayrılmak üzere iken Rasulullahın Ravzasında elektrik çarpmasi sonucu vefat etti ve Cennetül Bakiye defnedildi. Tabii ailesi mecburi istikamet Türkiye'ye döndü. O zaman 7 yaşında olan oğlu bugün ortaokul öğrencisi. Kompozisyon dersi ödevi olarak bir makale yazmış ve birincilik almış. )


PEYGAMBER SEVGİSİ


Bir seni güneşim, bir babamı, bir de terliklerimi bırakmıştım geldiğim yerde...
Bir ilkbahar gününde güller gibi kokan Medine'de dünyaya gözlerimi açmıştım.
Doğduğum hastane senin Ravzanın hemen yanı başında olduğu için, duyduğum ilk koku senin bahçenin gül kokuları olmuş.
Babam gelip de daha kulağıma ezan okumadan, kulaklarım senin mescidinin ezan sesleriyle şereflenmiş.
40 günlük olduğumda ilk ziyaretimide senin Hane-i Saadetine yapmışım.
İlk adımlarımı senin Ravzandaki mermerlerinde atmiş ve Rabbimle ilk buluşmami, ilk secdemi senin mescidinde yapmışım.
Hemen hemen yaptığım her ilkte sen varsın. Daha konuşmasını öğrenmeden seni sevmeyi öğrendim ben...

Belki seni çok tanımazdım ama, sanki bana çok çok yakınmışsın gibi severdim seni. Senin evini her ziyarete gelişimizde seni görmesek bile senin varlığını hisseder,
evinden her ayrılışımızda hüzünlenirdik. Çocuklar evde sıkılınca babalari parka, eğlence yerlerine götürsün isterler.iz Medine'de yaşadığımız sürece hiç babamızdan parka götürmesini istemedik. Bizim canımız sıkılmaz mıydı acaba hiç?
Sanırım Medine'deki hiçbir çocugun canı sıkılmazdı. Çünkü orada hiçbir yerde olmayan gül
bahçesi ve bahçenin biricik efendisi vardı.
Bizim vaktimizin çoğu o bahcede geçerdi. Senin bahçenin mermerlerine ayakkabı ile basamazdık.
Yalınayak dolaşırdık mermerlerin üstünde. Kim bilir, korkardık belki de bahçenin güllerine basıvermekten. Yazın mermerler ayaklarımı yakardı. Olsun bu da bizim hoşumuza giderdi. Babama sormuştum bir seferinde
- Babacığım neden Medine bu kadar sıcak diye.
Babam da
- Evladım Medine'de iki tane güneş var da ondan, derdi.
- Nasıl olur babacığım, güneş bir tane değil mi? derdim.
Babam gülerek
- Bak yavrum doğru, bütün dünyayı ısıtan bir güneş var ama bir de alemleri ısıtan ve aydınlatan güneş var. O güneş de Medine'de olunca sıcaklık iki kat oluyor.
Babamın bu cevabı hoşuma giderdi ve ısinırdım. Gerçekten de ayaklarımızı mermerler ısitıyordu ama senin güneşin de, sıcaklığın da içimizi ısıtıyordu. Medine'den
ayrıldığımızdan beri belki ayaklarımız ısınıyor ama içimiz bir türlü ısınamıyor.
Çünkü güneşimizin en büyügünü orada bırakmıştık. Ben güneşimi kaybetmiştim. Onun evine, bahçesine gidemiyordum artık. Gerçi ışığı ta buralarda bizi aydınlatıyordu ama
içimi ısıtması için onun Ravzasında yalınayak koşmam lazımdı.
Evet, bahçende yürürken ezanlar okunurdu. Öyle güzel okur ki Medine muezzini ezanı, sanki Bilali Habeşi okuyor sanırsınız. Namaz kılmak için Mescide koştururduk, bilir
bilmez. Babamın yanında namaz kılardık. Büyük sutunların altından gelen soğuk havadan saçlarımızı savurturduk. Zemzem bardaklarından güller yapardık.

Namaz kılarken yanımıza usulca bir kedi sokulurdu. Babam 'incitmeyin sakın, onlar
Ebu Hureyrenin kedileri' derdi, biz de inanırdık senin Mescidine kediler de girebilirdi. Sen çok iyi bir ev sahibiydin çünkü.
Çarsamba günleri hep Uhud'a giderdik. Senin çok sevdigin amcanı ziyaret etmeye, o bizim de amcamızdı.
ardeşlerimle Ayneyn tepesine çıkar oradan Uhud'da yatan şehide selam verirdik.
Uhud dağına her baktığımızda sanki orada seni görür gibi olurduk. Uhud'da senin Ravzanın kokusu gibi gül kokardı. Orası da ayrı bir gül bahçesi idi sanki.

İşte benim yedi senem ki en değerli en güzel yıllarım senin köyünde, senin gül bahçende, senin savastığın yerlerde sanki yanımda sen varmışsın gibi seninle dopdolu geçti. Seni görmesem de seninle yaşamaya o kadar alışmıştım ki senin yanından ayrılırken sanki bir yanım, bir canım, bir param orada kalmıştı. Buraları bana gurbet oluverdi.
Elimde olsa hemen yanına koşar gelirim ama hep büyüyünce gidersin diyorlar. Ben sırf senin yanına gelebilmek için büyümek istiyorum. Senin yanına geldiğim zaman büyümüş bile olsam bahçendeki mermerlerde yalınayak dolaşacağım.
Ta ki güneşin içimi ısıtana kadar..
.
Senin hasretinden içim üşüyor. Belki hasretin herkesi yakar, beni de ısitıyor işte. Çünkü benim ruhum doğduğumdan beri senin sevginle ısınmaya alışkın.
Senin sıcaklığına o kadar muhtacım ki. Ne olur ben sana gelemesem bile sen beni hiç bırakma.
Işiğınla gecelerimize nur ol.
Sıcaklığınla bütün zerrelerimizi ısıtıver.
Hani sana Medineyken komşuyduk ya, evlerimiz birbirine çok yakındı. Senin varlığın bize güven verirdi hep. Yine öyle ol, ara sıra da olsa evimizi şereflendiriver.

Hem benim adım Nebi, aynen seninki gibi. Bu ismi bana seni çok seven bir dostun koymuş. Diğer adım da Muhammed, yine senin gibi. Bu ismi de canım babacığım koymuş. Buraya gelirken senin köyünde bıraktığımız babacığım.
Sana benzeyen bir yanım daha var. Ben de senin gibi babasız büyüyorum. Ben çok şanslıyım, sen bize asla yetimliğimizi hissettirmedin.
Medine'den ayrıldiığımızdan beri sanki sen hep yanı başımızdaymışsın gibi hissediyorum.
Geceleri korkmadan güvenle uyuyorum hep. Seni tanıdiğım ve seni sevdigim için Rabbime binlerce kez teşekkür ederim.

Babam senin köyünde kalmıştı.
Biz babamın cenazesini gömerken ağabeyimin terlikleri babamın kabrine düştü ve orada kaldı.
Ben o terlikleri cok kıskandım
Çünkü abimin terlikleri hep babamla kalacaktı. Babamı son ziyaret edişimizde bende kimse görmeden terliğimi babamın kabri üstüne gömüverdim.
Işte şimdi benim terliğim de hep babamla kalacaktı.
Evet demiştim ya bir guneşimi, bir babamş, bir de terliklerimi bırakmıştım geride. Babam ve terliklerim hep oradaydı, gelemezlerdi. Ama güneşim hep yanımızdaydı.
Yetimlerin efendisi, yetimlerini hiç ışıksız bırakır mı? Dünyanın bir ucuna gitmiş olsaydık bizi bırakmayacağını biliyordum

Gözümüz gönlümüz seninle aydınlanır efendim. Ruhumuz, içimiz sıcaklığınla ısınır.
Bir gün sana gelişim geç bile olsa bana,
Gül bahçesinin mermerlerinde yalın ayak koşmak istiyorum..
Ta ki aşkınla, sevginle bütün bedenim yanıp
kavrulsun.
Terliklerimi bıraktığım o güzel mabed son durağım
olsun....
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Minik Bir Yüreğin Peygamber Sevgisi
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Bilgi Köşesi :: İslamiyet :: İslami Hikayeler-
Buraya geçin: