AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Resûlullah efendimizin açıklaması...

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Enes Okay



Mesaj Sayısı : 878
Kayıt tarihi : 12/05/10

MesajKonu: Resûlullah efendimizin açıklaması...   Perş. Tem. 29, 2010 9:50 am

Resûlullah efendimizin açıklaması...
Peygamber efendimiz, Kur’ân-ı kerîmde icmâlen yani kısa ve kapalı olarak bildirilen hükümleri açıklamasaydı, Kur’ân-ı kerîm kapalı kalırdı. Resûlullah efendimizin vârisleri olan müctehid âlimler de, hadîs-i şerîflerdeki kısa ve kapalı hükümleri açıklamasalardı, İslâmiyyetin hükümleri kapalı kalırdı. Bunun için, her asırda gelen müctehid âlimler, Resûlullah efendimize tâbi olarak, kısa ve kapalı olarak bildirilen hükümleri açıklamışlardır. Nahl sûresinin 44. âyet-i kerimesinde, Peygamber efendimize hitaben meâl olarak; (İnsanlara indirdiğimi onlara beyân edesin) buyurulmaktadır.

Beyân etmek, Allahü teâlâdan gelen âyetleri, başka kelimelerle ve başka sûretle anlatmak, açıklamak, izâh etmek demektir. Müctehid âlimler de, âyetleri beyân edebilselerdi, anlamı kapalı olanları açıklayabilselerdi, Allahü teâlâ Peygamber efendimize; “Sana vahiy olunanları teblîğ et, bildir” buyurur, beyân etmesini, açıklayıp, izâh etmesini emretmezdi.

Şeyh-ül-islâm Zekeriyyâ “rahmetullahi aleyh” buyurdu ki:
“Resûlullah efendimiz, Kur’ân-ı kerîmde kısa ve kapalı olarak bildirilenleri açıklamasaydı, mezheb imâmları da kapalı olarak bildirilen hükümleri açıklayıp, izâh etmeselerdi, Kur’ân-ı kerîmdeki böyle hükümleri, hiçbirimiz anlayamazdık. Meselâ Peygamber efendimiz, abdesti nasıl alacağımızı hadîs-i şerîfleri ile bize bildirmeseydi, tatbiki olarak göstermeseydi, nasıl abdest alacağımızı Kur’ân-ı kerîmden çıkaramazdık. Namâzların kaç rek’at oldukları ve orucun, haccın, zekâtın hükümleri, keyfiyyetleri, zekattaki nisâb miktârları, şartları, farzları ve sünnetleri, Kur’ân-ı kerîmden çıkarılamazdı.”

Resûlullah efendimizin getirdiklerinin ve bildirdiklerinin hepsine, hikmetlerini, delîllerini anlamasak bile, îmân ve tasdîk etmemiz lâzım olduğu gibi, mezheb imâmlarımızdan, müctehid âlimlerden gelen bilgilere de, delîllerini anlamasak bile, İslâmiyyete muhâlif olmadıkları için îmân ve tasdîk etmemiz lâzımdır.

Müctehid olmayanların, mezhebler arasında ayrılıklar bulunduğunu gördükleri hâlde, hepsine inanmaları ve tasdîk etmeleri lâzımdır. Müctehid olmayan birinin, bir mezhebi hatâlı görmesi, o mezhebin hatâlı olduğunu göstermez. O kimsenin hatâlı olduğunu, anlayışının kıt olduğunu gösterir. Bu sebeple, Peygamber efendimizin ve Onun vârisleri olan müctehid âlimlerin bildirdiklerine, naklettiklerine inanmak, îmân edip kabul etmek lâzımdır. Bu âlimlere itirâz etmek, Peygamber efendimize ve böylece Allahü teâlâya itirâz, karşı gelmek olur. Nisâ sûresinin 46. âyet-i kerimesinde meâlen; (Onların îmân etmiş olmaları için, aralarındaki anlaşmazlıklarda, seni hakem yapmaları ve vereceğin hükme râzı olmaları, teslîm olmaları lâzımdır) buyurulmuştur.

Bu âyet-i kerîme, Resûlullah efendimizin hükmünden, İslâmiyyetin emrinden sıkıntı duyanlarda îmân olmadığına alâmettir. Seyyid Ahmet Tahtâvî hazretleri, Dürr-ül-muhtâr hâşiyesinde buyuruyor ki:
“Tefsîr âlimlerinin çoğuna göre, (Dinde fırkalara ayrıldılar) âyet-i kerîmesi, bu ümmette meydâna gelecek olan bid’at sâhiplerini haber vermektedir. En’âm sûresinin 153. âyetinde meâlen; (Doğru yol budur. Bu yolda olunuz! Fırkalara bölünmeyiniz!) buyuruldu. Yani Yahûdîler, Hıristiyanlar ve başka sapıklar doğru yoldan ayrıldılar, siz de, bunlar gibi bölünmeyiniz! Âl-i İmrân sûresinin 103. âyetinde meâlen; (Hepiniz, Allahü teâlânın ipine sarılınız! Fırkalara bölünmeyiniz!) buyuruldu. Tefsîr âlimlerinden bazıları, Allahü teâlânın ipi, cemâat, birlik demektir dediler. Fırkalara ayrılmayınız emri, böyle olduğunu göstermektedir. Cemâat de, fıkıh ve ilim sâhipleridir.”

Netice olarak Peygamber efendimizin vârisi olan müctehid âlimlerden bir karış ayrılan, dalâlete düşer ve Allahü teâlânın yardımından mahrûm kalır, Cehenneme gider. Çünkü müctehid imâmlar yani fıkıh âlimleri doğru yoldadırlar. Muhammed aleyhisselâmın sünnetine yapışan bunlardır...

***
Müctehid:Ayet ve hadislere dayanarak hüküm çıkaran İslâm bilgini; İslâm hukukçusu; alim, fakîh.

Allahu Teâlâ en iyisini bilir.



Not:Muhterem Kardeşlerim! Bunca yıllık münasebetimizden sonra her ne kadar ara sıra arayı soğutsak da, Allah aşkıyla yanıp tutuşan siz değerli kardeşlerimizden daha fazla ayrı kalamadık..Bundan böyle hâlet-i ruhiyemizin müsaade ettiği, vaktimizin elverdiği sürece İnşaAllahü Teala kaldığımız yerden devam edeceğiz...

Selam olsun Allah'ın ayetlerine inanalara (6/Enam-54)
Selam olsun Cennetliklere (7/Araf-46)
Selam olsun iman edip salih amel işleyenlere (9/Tevbe-9-10)
Selam olsun Nuh a.s ile birlikte olan,gemiye binenlere (11/Hud-48)
Selam olsun putları kıran İbrahim'e (11/Hud-69)
Selam olsun sabredenlere,direnenlere (13/Rad-24)
Selam olsun takva sahiplerine-Allah'ın sınırları koruyanlara(15/Hicr-45-46)
Selam olsun ölümü güzel olanlara (16/Nahl-32)
Selam olsun dünyada iken Allah'a asi olmayan kullara (19/Meryem-14-15)
Selam olsun anne ve babasına güzel davrananlara (19/Meryem-32-33)
Selam olsun hidayete-Kur'an'a tabi olanlara (20/Taha-47)
Selam olsun Allah'ın seçtiği kullara(Peygamberlere)(27/Neml-59)
Selam olsun boş işlerden yüz çevirenlere (28/Kasas-55)
Selam olsun cahillerden yüz çevirenlere (28/Kasas-55)
Selam olsun Ahirette Rahmana kavuşacaklara (33/Ahzap-44)
Selam olsun Ahirette Allah'ın selam verdiği müminlere (36/Yasin-58)
Selam olsun Nuh a.s'a (37/Saffat-79)
Selam olsun Musa a.s ve Harun a.s'a (37/Saffat-120)
Selam olsun İlyas a.s'a (37/Saffat-130)
Selam olsun gönderilen tüm peygamberlere (37/Saffat-181)
Selam olsun imana gelmez kimselerden yüz çevirenlere (43/Zuhruf-89)
Selam olsun hesabı sağdan verilenlere (56/Vakıa-91)

Allah için birbirini seven tüm dostlara selam olsun...
Yazılarımızın hayırlara vesile olması için dualarınızı bekler, sunmuş olduğumuz eserlerdeki ilimle hemhal olmamızı, onları yaşamamızı, kurtuluşa erenlerden olmamızı ve vefatımızla amel defterlerimizin hayırla devam etmesini Allah-u Teâlâ 'dan niyaz eder, dualarımızın kabulünü umarım...

Bilmiş olunuz ki; muhtemel hatalarımız kasıttan değil, kulluk vasfımızdandır.Eğer Resûlüllah (S.A.V.) Efendimizin sünnetine, salih selefimizin anlayışına muhalif olan kasti olmayarak böyle bir şey yaptı isek, hayatta iken de, ölümümden sonra da ondan döndüğümüzü ifade ederiz.Yüce Allah'tan amellerimizi yüce zatı için ihlaslı kılmasını, benden kabul buyurup onunla müslümanları faydalandırmasını dilerim.
ALLAH için bizi uyaran, hatalarımızı gösteren ve bizlere hayır dua desteği veren kardeşlerimizden ALLAH razı olsun“Birbirinize duâ edin! Çünkü ne sen onun, ne de o senin dilinle günah işlemiştir”.Gayret bizden, tevfik Allah'tandır!Allah (C.C.)'a hamdü senâ, Resûlüllah (S.A.V.) Efendimize, Âl ve Ashâbına Salâtü selâm olsun.

Esselâmü aleyküm ve rahmetullàhi ve berekâtühû!..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Resûlullah efendimizin açıklaması...
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Bilgi Köşesi :: İslamiyet :: İslami Hikayeler-
Buraya geçin: