AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Petekteki Mucize

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
soner



Mesaj Sayısı : 3323
Kayıt tarihi : 31/05/10

MesajKonu: Petekteki Mucize   Perş. Tem. 29, 2010 4:25 pm

Petekteki Mucize
Onk. Dr. Haluk Nurbaki
«Bak o Hâkim-i Zülcelâl'e nasıl kitab-ı mübin'in düsturlarından arı vâzifesine ait miktarını bir teskerede yazmış, arının başındaki sandukçaya koymuştur. O sandukçanın anahtarı da vazifeperver arıya has bir lezzettir. ONUNLA SANDUKÇAYI AÇAR, PROGRAMI OKUR, EMRİ ANLAR, HAREKET EDER.» Mesnevi'den

1982 yılının Ağustos ayı. Kayseri'nin Yahyalı ilçesine bağlı Karaköy'de bir mucize yaşanıyor. Bu, istisnasız olarak her insanın kalbine atılmış olan muhteşem imzanın, bir bal peteği üzerindeki örneğidir ve balla dolu olu bu petek üzerinde, kabartma harflerle الله Allah (c.c.) yazmaktadır.

Sahibi, henüz petekteki mucizeyi görmeden, kovanda bir tuhaflık olduğunu fark etmiştir. Çünkü arılar, son derece garip bir şekilde hareket etmekte ve adeta onun kovana yaklaşmasını istememektedir.

Kovanın sahibi, bu hâdiseyi; «Arılarda o güne kadar görmediğim ve şımarıklık diyebileceğim bir hâl vardı.» diye anlatıyor. Kovana duman verdiğimde dahi, yuvalarını zor terk ettiler.

Evet, arıların şımarıklığa varan sevinçleri, hiç de boşuna değildi. Çünkü onlar, Nâhl sûresinde belirtildiği gibi, Rablerinin işlemek için kendilerine gösterdiği yollardan yürümüşler ve kalpteki imzanın tüyler ürpertici bir örneğini dokumuşlardı. Belki de bu yüzden peteği teslim etmek istemiyorlardı.

Evet, Yahyalı ilçesinin Karaköy'ünde Nâhl sûresi yaşanıyordu. Peteği görenler, hayretlerini gizleyemiyor, bazıları ise sahibine; «Petek üzerindeki yazıyı siz mi yazdınız?» diye soruyorlardı. Oysa ki bu sorunun cevabı, Nâhl sûresinin 68. ve 69. ayetlerinde açıkça verilmişti. Bu âyetlerde; «Rabbin, balarısına "Dağlarda, ağaçlarda ve hazırlanmış olan kovanlarda yuva edin. Her çeşit üründen ye, sonra da Rabbinin işlemen için gösterdiği yoldan yürü!" diye vahyetti. Karınlarından insanlara şifâ olan çeşitli renklerde bal çıkar. Düşünen bir millet için bunda ibret vardır.» deniyordu.

Evet, acaba bu petek, gören gözleri neden hayrete düşürüyordu? Yoksa Yüce Rabbimizin kelâmı olan Kurân'da 128 âyetten meydana gelmiş büyük bir sûrenin "Nâhl", yâni "Arı" olarak adlandırılması, bu mucizenin ispatı için yeterli değil miydi? Veya arının başlı başına bir mucize olduğunu anlamak için, onun kanatlarında, peteğinde veya balında الله Allah (c.c.) yazması şart mıydı? Biz, yukarıdaki belirtilen âyetlerin son cümlesinden, yâni bu hâdise üzerinde düşünenler için bir ibret olduğu gerçeğinden hareket ederek balarısını inceleyecek ve gören gözler için her yerde ve her eserde الله Allah (c.c.) yazdığını göstermeye çalışacağız.



Balarısı
Kusursuz cihâzlarla donatılmış, 15 cm. boyundaki bir vücut. Bu vücut içinde tükürük bezlerinden sindirim sistemine, akkan ile sağlanan dolaşım sisteminden kas sistemine, gözlerden koku almaya yarayan duyulara kadar her şeyi mükemmeldir. Bu vücut, öyle kusursuz bir eserdir ki,; gözler, çok uzaklardaki cisimleri 60 defa büyütülmüş olarak görür. Duyargalar, 1 km. ötedeki bir çiçeğin kokusunu diğer kokularla karıştırmadan mükemmel bir şekilde duyar. Nokta gibi sinir düğümleri, ona hangi çiçeğin daha çok balözü verdiğini ve hangi çiçek tozlarının toplanmaya hazır olduğunu hatasız olarak gösterir.

Arının küçük vücudu, çiçeğe doğru saniyede 500 defa hareket eden kanatlarla yönelir ve ondaki balözünü usta bir cerrah gibi çeker alır. Kovandan ayrılır ayrılmaz devreye giren kompüter sistemi, arının uçtuğu mesafeyi eksiksiz olarak kaydeder ve onu milim dahi şaşmadan yuvasına döndürür. O küçük vücuttaki tükürük bezleri, koku neşreden bezlere tesir etmez Kursakta meydana gelen o şifâlı bal, hemen yanıbaşında bulunan ve bazen öldürücü olabilen zehire karışmaz. Aynı zamanda bir balmumu fabrikası gibi çalışan o vücuttan plakalar halinde çıkan balmumları, gece karanlığında kusursuz altıgenler şeklinde örülür ve onları dolduran balözleri, ilâhî bir hediye olarak bizlere ihsan edilir.

Evet, küçük bir vücut. Fakat taşıdığı sanat cihetiyle akıl almayacak kadar büyük. Yani üzerinde الله Allah (c.c.) yazsa da bir mucize, yazmasa da.




Petek
Altıgen prizmalardan kurulu olan ve 70° 32' (70 derece, 32 dakika)'lık dar açılı eşkenar dörtgenlere dayanan bir mimarlık şaheseri. En az malzeme kullanarak en geniş mekân elde etmenin ve kâinatta isrâf olmadığının açık bir delili. "Arılar problemi", olarak ortaya çıkan ve birçok usta matematikçiyi yanıltan bir matematik hârikâsı. Kısacası, üzerinde الله Allah (c.c.) yazsa da yazmasa da, başlı başına bir mûcize.




Bal
Tatlılığın ve şifânın tartışılmaz sembolü.

Canlıların temel yapı maddelerinden riboz'u ihtivâ eden tek besin maddesi.

Mikrop barındırmayan tek yiyecek. Suda eriyen bütün vitaminleri taşıyan bir şifâ madeni.

Başka hiçbir besin maddesinde bulunmayan B13, B14 ve Bt vitaminlerini barındıran ve DNA moleküllerinin meydana gelmesinde esrarengiz vazifeler gören bir sanat şâheseri.

Biyolojik maddelerin en esrârlısı sayılan ve çok özel bir büyütme hormonu ihtivâ eden arı sütünün kaynağı.

Bütün karaciğer hastalıklarından bronşite, gastrit dediğimiz mide nezlesinden romatizmalara, mide ve oniki parmak bağırsağı ülserinden deri hastalıklarına ve kansızlıktan genel zayıflığa kadar sayısız hastalığın şifâsı. Kalp adaleleri ile kalbe ait özel sinir sisteminin hayâtî besin kaynağı. Beyni besleyen akıl almaz bir sanat hârikâsı.

Ay'a insan gönderen 20. yüzyıl medeniyetinin henüz sunisini bile yapmaya muvaffak olamadığı bir ilâhî formül. Yani üzeride الله Allah (c.c.) yazsa da mucize yazmasa da.

İşte arı, böyledir ve her yönüyle ilhâma mazhârdır. Onu tefekkür edenler için alınacak gerçekten büyük dersler vardır.

Arının sanki büyük bir hesap adamı olduğu, petek mimârîsinden bilinmektedir. Petekteki balmumunun zerresini ziyân etmemek için altıgenler mimârisine başvuran arı, acaba hazırladığı balı sadece kendisi için mi yapmaktadır?

Elbette hayır!

Çünkü kovandaki balın %1'i dahi, kendisi için yeterlidir. Evet, o arı, Allah tarafından sevk edilir ve insanlar için çalıştırılır.

Bizleri elsiz bir böcekten ipekleri giydiren Rabbimiz, zehirli bir böcekten de balı yedirir ve yine bizlere ihsân ettiği akıl nimeti ile kendisini tanımamızı ister.

O'nu tanıyan ve itaat edenlere ne mutlu!

Ve onlar için eserler üzerindeki ilâhî imzayı görmek ne kadar kolay.

O'na inananlar için için arının zehiri de güzeldir balı da ve O'nun kudretini görenler için kovanda da Allah yazar petekte de. Yeter ki gözler, GÖRMEK İSTESİN...

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Petekteki Mucize
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Bilgi Köşesi :: İslamiyet :: Kurân-ı Kerîm'in Sırları-
Buraya geçin: